Sofya’da serin bir Temmuz sabahı. Başkent yeni bir çalışma gününün telaşına uyanıyor. aatin ilerlemesi ile sıcaklık dereceleri delicesine yükseliyor. Başkentlilerin bunaltıcı sıcaktan kaçıp serinlik bulabilecekleri yerlerden biri, “Borisova Gradina” parkı, Sofya’nın en büyük ve en güzel parklarından biridir.
Park alanı içinde iki stad, Üniversitenin Astronomik Gözlemevi, binicilik kulübü, birkaç tenis sahası, kafeler, birahaneler ve restoranlar yer alıyor. Birçok yürüyüş yolu ve çocuk sahası var. Onların etrafında Bulgar devrimcileri, yazar ve aydınların anıtları yer alıyor.
Park, 1884 yılında İsviçreli bahçivan Daniel Nef tarafından kuruldu. Bahçeye ilk önce akasya, cennet ağacı, sigara ağacı, Japon sofora ağacı, ahududu ve çınarağaçları dikildi. Bundann birkaç yıl sonra akasyaların yerine orman meşesi, çınar, dişbudak, akağaç, ıhlamur ve kestane ağaçları ve Rila dağından getiridostluk duygularının ifadesi olarak Japonya’dan gönderilen bitkilerin dikildiği bir Japon köşesi oluşturuldu.
Günümüzde Borisova Gradina parkı, bisiklet ve yaz pateni için son derece uygun bir yer olarak bilinir. Sofya’nın merkezinde oturan ve kenar mahallelerden gelen anneler çocuklarını gezdirmek için buraya geliyor. Daha büyük çocuklar, Prens adlı poniye binmekten büyük keyf alıyor. Büyükler de ata binmekten keyf alabilir. 2003 yılında “Egida” binicilik bazı kapılarını meraklılara açtı. Bundan önce atlar, sadece atlı polisler tarafından devriye gezerken kullanılıyordu.
Borisova Gradina parkının en güzel yerlerinden biri Nilüfer gölüdür. Gölü çevreleyen banklarda yer bulmak gayet zordur, çünkü manzaranın güzelliği oturanları büyülüyor. Parkın hemen başında, Kartal Köprüsü yakınında ise Ariana gölü yer alıyor. Başkentlilerin ve başkent konuklarının gezmek için gözde yerlerinden biri olan Ariana gölünün inşaatı 19. yüzyılın sonunda başlayıp 1904 yılında tamamlandı. Yaz aylarında Sofyalılar burada kayıkla gezi yapmanın tadını çıkarıyor, kışın ise göl kızak yerine dönüşüyor.